ACELEYE GETİRİLMİŞ DUYGULAR ÇAĞI

Tinder’ın 2025 raporuna göre bu yılın flört eğilimi “hot take dating”. Yani en uç, en keskin, en bölücü görüşlerinizi mümkün olan en kısa sürede ortaya koymak… Amaç basit: Karşınızdaki kişiyle uyumlu olup olmadığınızı hızlıca anlamak. İlk bakışta mantıklı da geliyor. Ama gerçekten bu kadar aceleci olmaya gerek var mı?

Abone Ol

Hele hele söz konusu olan duygular, hissetmek ve aşksa…
Şöyle düşünün:
Hiç plansız bir şekilde arkadaşlarınızla buluşabiliyor musunuz?
Haftalar önceden ajanda açmadan…
O an çok üzgün olduğunuzda en yakın arkadaşınızı arayıp, onun hiçbir plan yapmadan yanınıza koşarak geldiği bir akşam yaşadınız mı yakın zamanda?
Kulağa hoş geliyor.
Ama artık pek gerçekçi değil.
Çünkü günümüz insanı ve ilişkiler hiçbir şeye yetişemiyor.
Sosyal hayat, keyifle yaşanan bir alan olmaktan çıkıp yönetilmesi gereken bir meseleye dönüştü.
Oysa biz, her kahveyi muhabbet için bir bahane sayan bir kültürden geliyoruz.
Araştırmalara göre Z kuşağının yüzde 68’i sosyal planlarını bir haftadan daha uzun süre öncesinden yapıyor.
Yüzde 36’sı ise en az iki hafta önceden.
Herkes telaş içinde.
Sohbetler ayaküstü.
Aynı anda birden fazla işi yapabilmek, sürekli düşünmek, sürekli analiz etmek bir meziyet gibi sunuluyor.
Oysa acelecilik bir kişilik özelliği değil.
Bu, davranışsal bir stres modeli.
Zihin belirsizliğe tahammül edemediğinde hızlanıyor.
Planlıyor.
Kontrol etmeye çalışıyor.
Böylece kendini güvende hissettiğini sanıyor.
Her anı planlama ihtiyacı, sinir sisteminin alarm halinde çalıştığını gösteriyor.
Bu durumda odak dağınık, karar alma süreçleri zayıf, zihinsel yük ise fazlasıyla ağır oluyor.
Yani hot take dating kavramı hayatımıza boşuna girmedi.
Tinder’ın Pazarlama Direktörü Melissa Hobley, durumu şöyle özetliyor:
“Bekarlar kolay, dürüst ve biraz da eğlenceli bir bağlantı arıyor. Her mesajı aşırı düşünmekten, her eşleşmeyi analiz etmekten bıktılar.”
Tinder’ın 2025 Kaydırılan İlişkiler Raporu’na göre “sıcak görüşlü flört”, özellikle ortak değerler ve siyasi duruş gibi konularda net fikirleri olan kişilere ilgi duymayı ifade ediyor.
Raporda şu cümle dikkat çekiyor:
“Çekicilik, kesinlikle görüşlerle birlikte geliyor.”
Bekarların yüzde 37’si, ortak değerlerin flörtte olmazsa olmaz olduğunu söylüyor.
Dahası, ankete katılanların yüzde 41’i siyasi görüşleri zıt olan biriyle asla çıkmayacağını belirtiyor.
Kadınlar bu konuda erkeklere göre daha az açık fikirli olduklarını da açıkça ifade ediyor.
Tam olarak ne istediğini söyleyebilmek…
İnandığın şeylerin arkasında durmak…
Dürüst ve açık olmak…
Evet, bunlar önemli.
Ama belki de en önemlisi,
acele etmeden,
kendine ve duygularına zaman tanıyabilmek.

BİR SAHTE VİDEO, GERÇEK BİR KRİZ

Geçtiğimiz hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dikkat çekici bir açıklama yaptı.
Bir Afrika ülkesinin cumhurbaşkanı, Facebook’ta gördüğü sahte bir haber nedeniyle Fransa’da darbe olabileceğinden endişe etmişti.
Söz konusu video, Burkina Faso’nun Ouagadougou kentinden 17 yaşındaki bir genç tarafından, yapay zeka yardımıyla hazırlanmış sahte bir televizyon bülteniydi.
Macron, videonun silinmesini reddeden Facebook’u açıkça suçladı ve bu tür içeriklerin demokrasiyi baltaladığını söyledi.
Videoyu hazırlayan ve yalnızca “Rachid” olarak bilinen genç ise amacının siyasi bir manipülasyon değil, teknolojik yeteneğini göstermek olduğunu savundu.
Facebook hesabında, bu ay Benin’de yaşanan gerçek ama başarısız bir darbe girişimi dahil olmak üzere, yapay zekayla üretilmiş başka sahte haber videoları da bulunuyordu.
The Times’ın haberine göre Rachid, yaklaşık 13 sterlin karşılığında AI destekli video üretimi dersleri vererek para kazanmayı hedefliyordu.
Macron’un tepkisinin ardından videoyu kaldırdığını söyleyen Rachid, Le Monde’a şu açıklamayı yaptı:
“Kuruluşlara, halka ve yetkililere saygı duyuyorum. Bundan sonra sadece saygılı içerikler üreteceğim.”
Ancak hikâye burada bitmedi.
Daha sonra paylaştığı başka bir videoda, sahte darbenin aslında amacına ulaştığını ima etti:
“Bakın arkadaşlar, Fransa’da benim hakkımda konuşuyorlar. Ve sadece bir darbe videosu yaptım diye… Fransız gazeteciler bana ulaşıyor.”
Bir gencin birkaç saatlik yapay zekâ çalışması, devlet başkanlarını alarma geçirebiliyor.
Gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha siliniyor.
Bir gencin birkaç saatlik yapay zekâ çalışması, devlet başkanlarını alarma geçirebiliyorsa, mesele artık teknoloji değil.
Mesele; gerçeği teyit etmeden paylaşan platformlar, hızla inanmayı seçen kitleler ve “olabilir” ihtimalini “olmuştur” sanacak kadar aceleci bir zihin hali.