8 MART BİR GÜN DEĞİL! BİR SES...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca kutlanan bir gün değildir.

Abone Ol

Bu tarih, aynı zamanda kadınların yıllardır süren eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin sembolüdür. Kadınların yaşam hakkının, özgürlüğünün ve eşitliğinin konuşulduğu bu gün, toplumun yüzleşmesi gereken gerçekleri hatırlatan güçlü bir çağrıdır. 8 Mart, bize daha adil bir dünyanın mümkün olup olmadığını sormaya ve bunun için neler yapılması gerektiğini düşünmeye davet eder.

Bir an için farklı bir dünya düşünelim. Kadınların ölmediği, isimlerinin birer istatistiğe dönüşmediği bir dünya… Gazete sayfalarında ya da haber bültenlerinde kadınların ölüm haberlerinin yer almadığı bir dünya. Kadınların yalnızca başarılarıyla, emekleriyle ve hayalleriyle anıldığı bir toplum.

Ama ne yazık ki bugün gerçekler çok daha ağırdır.
Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar öldürülüyor.
Kadınlar yalnızca kadın oldukları için hayatlarını kaybediyor.
Gazete sayfalarında, haber bültenlerinde ve sosyal medyada kadınların isimleri çoğu zaman birer haber başlığına dönüşüyor.

Sadece kadınlar değil, kız çocukları da yaşam haklarından mahrum bırakılıyor. Henüz hayatın başında olan kız çocukları bazen şiddetin, ihmalin ve adaletsizliğin kurbanı oluyor. Bir çocuğun adı oyuncaklarla, oyunlarla ve hayallerle anılması gerekirken, bazı kız çocuklarının adı acı haberlerle anılıyor.

Bir yanda olması gereken dünya var. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, gece yürürken arkasına bakmak zorunda kalmadığı bir toplum… Hiçbir kadının tacize uğramadığı, kimsenin kıyafeti, sesi ya da varlığı nedeniyle yargılanmadığı bir hayat.

Diğer yanda ise bugün karşı karşıya kaldığımız gerçekler var. Kadınların şiddete uğradığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı ve bazen yaşam haklarının ellerinden alındığı bir dünya.

Bu hayalin içinde kız çocukları da vardır. Korkmadan sokağa çıkabilen, oyun oynayabilen ve hayallerini özgürce kurabilen kız çocukları… Okul çantalarını sırtlarına takıp eğitimlerine devam edebilen, geleceğini kendi hayalleriyle şekillendirebilen çocuklar.

Henüz oyun çağındayken gelinlik giymek zorunda bırakılmayan, okul çantası yerine omuzlarına ağır sorumluluklar yüklenmeyen kız çocuklarının olduğu bir dünya… Çünkü bir çocuk gelin değildir. Bir çocuk anne değildir. Bir çocuk yalnızca çocuk olmalıdır.

Ne yazık ki bugün dünyanın birçok yerinde gerçeklik bu hayalden çok uzaktadır. Kadınlar hâlâ şiddete, tacize ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bazı kadınlar yalnızca kadın oldukları için yaşam haklarını kaybetmektedir. Kız çocukları ise eğitim haklarından mahrum bırakılmakta, erken yaşta evliliğe zorlanmakta ve henüz büyümeden yetişkin sorumluluklarının altına bırakılmaktadır.

Bu gerçekler, 8 Mart’ın neden sadece bir kutlama günü olmadığını açıkça göstermektedir. 8 Mart; hatırlamanın, farkına varmanın ve değişim için ses yükseltmenin günüdür.

Kadınlar artık yalnızca duyulmak değil, gerçekten anlaşılmak istemektedir. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar güvenli bir yaşam, eşit haklar ve adalet talep etmektedir. Çünkü bu talepler bir ayrıcalık değil, en temel insan haklarıdır.

Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar aynı cümleleri dile getiriyor:

Bizler adalet istiyoruz.
Bizler kadın olarak korkmadan yaşamak istiyoruz.
Bizler kadınlar olarak sesimizi duyurmak istiyoruz.

Kadınların susturulmadığı, gülüşlerinin yarım kalmadığı ve hayallerinin yarıda bırakılmadığı bir dünya mümkündür. Bunun için yalnızca kadınların değil, toplumun her bireyinin eşitlik ve adalet için sorumluluk alması gerekir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca bir tarih değildir. Bu gün; kadınların özgürce yaşayabildiği, kız çocuklarının hayallerinin yarım kalmadığı ve eşitliğin gerçekten var olduğu bir dünya için verilen mücadelenin simgesidir. Çünkü gerçek bir toplum ancak kadınların özgür olduğu zaman gerçekten özgür olabilir.