41 KERE MAŞALLAH, PEKİ SU NEREDE?

Abone Ol

Türkiye’de bazı kentler susuzluktan kıvranıyor.
Kuraklık had safhada.
Barajlar boşaldı.
Su kesintileri çoğaldı.

Bu tablodan en fazla etkilenen kentlerin başında İzmir ve Ankara geliyor.
Son günlerde yağan yağmurlar barajları az da olsa dolduruyor; evet…
Ama asıl büyük tehlike yaz aylarında kapıda.
Çünkü birkaç günlük yağmur, yılların ihmalini örtmeye yetmez.

*

Bugün susuzluktan belediyeleri sorumlu tutmak, açık söyleyelim, topu taca atmaktır.
Belediyeler suyu dağıtır.
Ama suyu temin etmek,
yağan yağmuru, kar suyunu depolamak,
ülkenin su güvenliğini sağlamak merkezi idarenin işidir.

Bu iş lafla olmaz.
Bu iş barajla olur.

*

Türkiye’de barajları inşa edecek olan hükümettir.
Sorumlu kurum bellidir:
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri (DSİ).

DSİ’nin resmi internet sitesine girdim.
Yatırım programına baktım.

Karşıma şu bilgi çıktı:
2025 yılı için 41 baraj planlanıyor.

Güzel.
Ama burada duralım.
Bu 41 baraj nerede?
Hangi ilimizde?
Hangi havzada?
Büyüklükleri nedir?
Kaç milyon metreküp su tutacak?
İçme suyuna mı hizmet edecek, tarıma mı, enerjiye mi?
Ve en önemlisi:
İzmir’in, Ankara’nın, susuzluk çeken kentlerin derdine çare olacak mı?

Bu soruların hiçbirinin cevabı yok.

*

Ortada sadece bir rakam var:
41.
41 rakamı var,
41 kere maşallah.

Ama su politikası böyle yapılmaz.
Rakamla değil, planla yapılır.
Şeffaflıkla yapılır.
Önceliklerle yapılır.

*

Bugün ülkenin yarısı kuraklık alarmı verirken,
“41 baraj yapıyoruz” demek yetmez.

Kamuoyunun bilmeye hakkı var.

Sayın Bakan’a düşen görev çok açık ve nettir:
En kısa sürede,
hangi ilimize,
hangi büyüklükte,
hangi amaçla baraj yapılacağını
tek tek açıklamak.

*

Eğer bugün Meclis’te olsaydım,
bu konuyu soru önergeleriyle Türkiye’nin gündemine taşır, yanıtı alıncaya kadar da kaşımaya devam ederdim.

Çünkü bu mesele siyasi değil,
yaşamsal bir meseledir.

Su yoksa hayat yoktur.

Ve su politikası,
“41 kere maşallah” cümlesine sığmaz.

İki de bir ekranlarda çıkıp belediye başkanlarını hırpalamaya çalışan AKP’li milletvekillerine düşen görev;
Tarım Bakanı’nın peşine düşmek,
İzmir’in susuzluğunu gidermek için yatırıma ikna etmek olmalıdır.

Sadece yandaş kanal ve gazetelerde belediye başkanlarını yerden yere vurmak ne sorunu çözer, ne de sizin yıldızınızı parlatır.

İktidar milletvekili olmanın sorumluluğunu yerine getirin.
İzmir için konuşmayın, iş yapın.
İzmir’in bütçeden hak ettiği payın dörtte birini bile almasını sağlayabilseniz, bu sorunların çoğu kendiliğinden çözülür.

Çok konuşup az iş yapan iktidar vekillerine tavsiyem şudur:

“Az konuşun, çok iş yapın.
Belki İzmirli’nin gözüne girersiniz.”