12 Mart 1921 tarihi, sadece bir şiirin kabul edildiği gün değil; bir ulusun "ya istiklal ya ölüm" parolasını tüm dünyaya ezberlettiği gündür. Bugün, o tarihi kararın üzerinden tam 105 yıl geçti. Ancak Akif’in kaleminden dökülen her bir mısra, aradan geçen bir asra rağmen tazeliğinden ve yakıcılığından hiçbir şey kaybetmedi.
Meclis’in Tozlu Sıralarından Ebediyete
105 yıl evvel bugün, henüz dumanı tüten cephelerden gelen haberlerle sarsılan Ankara, o gün meclis salonunda hayatının en büyük tesellisini bulmuştu. Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu her kıtada, vatanın bir parçası daha hürriyetine kavuşuyordu. Mebusların ayakta alkışladığı o anlar, aslında bir devletin kuruluş senedinin imzalandığı anlardı.
Bir Asırlık Miras: İstiklal Ruhu
Geçen 105 yıl boyunca bu marş; kışlalarda, okullarda, bayramlarda ve yaslarda hep en ön saftaydı.
* 1921’in inancı: İşgal altındaki bir milletin direniş simgesiydi.
Modern, güçlü ve hür bir Türkiye’nin sarsılmaz teminatı oldu.
Akif’in Duasıyla: "Allah Bir Daha Yazdırmasın"
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, "O benim değil, milletimindir," diyerek Safahat’ına bile almadığı bu eşsiz eser, bugün 105. yaşını kutlarken bizlere tek bir şeyi hatırlatıyor: Hürriyet, bedeli ödenmiş bir mirastır.
Garbın afakı çelik zırhlarla örülse de, Türk milletinin "iman dolu göğsü" 105 yıldır aynı serhadde nöbet tutmaya devam ediyor.