Gündem Haberleri

Özgür Özel meydan okudu! CHP'nin iç işi değil! Kurultay için o tarihi işaret etti

Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla CHP Grup Toplantısı yapma hamlesi, partililerin Özgür Özel'e destek vermesiyle engellendi ve Kılıçdaroğlu konuşmaktan vazgeçerek genel merkeze döndü. Kürsüden sert mesajlar veren Özgür Özel, yaşananları "atanmış paralellerin" bir saldırısı olarak nitelendirerek, partinin kaosa sürüklenmemesi için en geç 26 Temmuz tarihine kadar hızla kurultaya gidilmesi gerektiğini vurguladı.

Abone Ol

Son Mühür- Ankara güne nefes kesen bir güç savaşıyla başladı. Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grup Toplantısı öncesinde tansiyon bir an olsun düşmedi. Mahkeme kararıyla CHP'ye atandığı belirtilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis'te grup toplantısı yapma hamlesi, başkent kulislerini hareketlendirdi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. TBMM kapısına dayanan binlerce partili, mevcut Genel Başkan Özgür Özel’e etten duvar örerek destek verdi. Sabah saatlerinde zirve yapan bu gerginlik, Kılıçdaroğlu'nun kürsüye çıkmaktan vazgeçip genel merkeze geri dönmesiyle son buldu.

Grup salonuna adım attığında ayakta alkışlanan Özgür Özel, kürsüden net mesajlar verdi. Kendi adına bir zafer ilan etmediğini belirten Özel, "Bugün saat 13.30'da bu kürsüde kim olacak sorusu günlerdir tartışılıyordu. Burada konuşmayı kendi adıma bir başarı veya zafer saymıyorum" diyerek duruşunu ortaya koydu.

Dikmen Kapısı'ndaki barikatı demokrasi inancı yıktı

Meclis koridorlarında konuşulan "kürsü krizi" asıl cevabını sokakta buldu. Özel, o anlarda dışarıda yaşanan kararlılığı şu sözlerle özetledi:

"Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanının bu kürsüde olmasını sağlayan şey, Dikmen Kapısı önünde bekleyen binlerin, Türkiye'deki milyonların yüreğindeki parti sevgisidir."

Siyasetin sandıktan ibaret olmadığını vurgulayan CHP Lideri, süreci anlık bir mevzi savaşı olarak görmediklerini belirtti. Yapılan hamlelere karşı teslim olmayacaklarını söyleyen Özel, teslimiyetçi bir dil yerine direnişi seçtiklerini aktardı. Bu duruşun bencilce bir hırsla değil, ülkenin geleceğini düşünerek sergilendiğinin altını çizdi.

Manisa’daki hüzün Ankara’da fırsata mı çevrildi?

Özgür Özel'in konuşmasında ses tonunun değiştiği, duygusal kırılmanın yaşandığı anlar ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümüyle ilgili bölümdü. Tam bir yıl önce geçirdiği feci kaza sonucu hayatını kaybeden yol arkadaşını gözyaşlarıyla anan Özel, insani bir acının siyasi bir hamleye kalkan yapıldığını iddia etti.

Geçen hafta bir gazetecinin sorusu üzerine Ferdi Zeyrek'in anması nedeniyle bu hafta Manisa'da olacağını ilan ettiğini hatırlatan Özel, komployu şu sözlerle deşifre etti:

"Ben Manisa'da olacağım dedikten hemen sonra, akılalmaz bir şey oldu. Birileri araya girip 'Özgür Bey yokken grup toplantısını biz yapalım' dedi. Benim orada olmamı, burada kürsüye çıkmak için bir fırsat gördüler."

"O bayrağı bir kez bırakırsanız millet bir daha vermez"

Ankara'da planlanan bu hamleyi duyduktan sonra günlerce düşündüğünü, çocukluk arkadaşlarına kadar herkesin fikrini aldığını söyleyen Özel, nihai kararı nasıl verdiğini de ilk kez açıkladı. Kararsız kaldığı anlarda vefat eden dostu Ferdi Zeyrek'in geçmişteki bir sözünü hatırlamış: "Abi biz burayı hallederiz, sen orada lazımsın."

Meclis kürsüsünün millet iradesinin tecelligahı olduğunu hatırlatan Özel, seçilmiş bir yöneticinin görevini asla terk etmemesi gerektiğini belirtti. "Eğer bir seçilmiş kendisine verilen bayrağı bir kere bırakmaya görsün" diyen Özel, son sözü sert bir uyarıyla bitirdi:

"O bayrağı bir kez bırakırsanız, millet bir daha elinize vermez. Ben bugün burada lazımdım, o yüzden burada kaldım."

"Bu millet paralelin kim olduğunu bilir"

"Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti; "Yargıya inanacağız ama önce yargıyı dağıtacağız. Olmayan korku duygusu yerine var olan mücadele duygusu olduğunu söyledi. "Bu millet paralelin kim olduğunu bilir ya da bu millet seçilmişler varken atanmış paralelleri bilir.

Ümit ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan ve bugün burada cüret edilen meseleden sonra bir aklıselim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez bir şekilde aşılmaz. 2 milyon üyemiz var. 'Bin tane kurultay olmasın' diyen bulamazsınız. O bin taneyle, bindirilmiş kıtayla ne kurultay yapabilirsiniz ne bayramlaşma ne grup toplantısı ne başka bir şey. Herkesin nasıl bir eşikte olduğumuzu görmesi lazım. Bütün muhalefet partileri 'kurultay yapalım' diye sesleniyor; barolar, STK'lar, TBMM Başkanı, MHP Genel Başkanı'nın belli bir evreye kadar söylediği değerlendirmeler... AK Parti'de geçmişte önemli görevlendirmeler yapmış kişilerin 'kurultay yapılamaz' iddiaları... Türkiye'nin en önemli kamu kuruluşlarında kurultayın yapılmaması mümkün değildir. Tek görev hızla kurultaya gitmektir. Yapılan ilk şey seçime gitmektir. Burada tarihi fırsat ve eşik şuradadır: Madem ki kurultay yapabileceğinize ikna oldunuz, madem ki mahalle ve ilçe seçimleri tamammış; kurultayı yapacaksınız, başka çaresi yoktur. Bir takvim belirleyelim, bir yıla yayarak..."

"CHP'nin iç işi değil"

Yaşananların asla bir iç işi olmadığını savunan Özel, iktidarın seçim kaybetme korkusuyla yargıyı bir silah gibi kullandığını öne sürdü.

Özel, mahalle delegelerinden Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetimine kadar tüm yasal süreçleri başarıyla tamamlanmış ve mazbataları alınmış son dört kongrenin hukuksuzca yok sayılmak istendiğini belirtti.

Türkiye'deki seçim hukukunun ve seçmen iradesinin yargı eliyle sakatlanmaya çalışıldığını iddia eden CHP Lideri, mevcut sistemi sert sözlerle eleştirdi. Türkiye'nin düşürüldüğü durumu "acayip bir sistem" olarak nitelendiren Özel, tehlikenin boyutunu şu sözlerle gözler önüne serdi:

"AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir istinaf mahkemesi olmayacak bir karar alıyor. Bir asliye mahkemesini ikna edenin, bir istinaf mahkemesinin gözünü döndürenin her şeyi yapabileceği bir sistemin içine düşürdüler Türkiye'yi."

Konuşmasının en çarpıcı bölümünde, iktidar kulislerinde yaşandığını iddia ettiği panik senaryosunu dublaj konuşturur gibi aktaran Özgür Özel, "kötü akıl" olarak tanımladığı zihniyetin gizli ajandasını okudu. İktidarın yerel seçimlerdeki büyük kaybı hazmedemediğini söyleyen Özel, karşı tarafın psikolojisini şu cümlelerle özetledi:

"Karşıdaki kötü akıl tam olarak şu: 'Yenilmiyorduk, yendiler. Kaybetmiyorduk, kaybettik. İstanbul'u da aldılar, Ankara'yı da aldılar. Türkiye'nin yüzde 65'ini aldılar. İlk seçimde iktidarı alırlar. Biz bu iktidarı veremeyiz. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz.' İşte bütün mesele, bütün bu kurulan sistem bu korkunun üstüne oturuyor."

"O kararları kim aldıysa yine sahnede"

Parti içindeki gençlik ya da kadın kollarının değil, doğrudan sistemin arkasındaki gizli aktörlerin hedef alındığını belirten Özel, tanıdık bir profile işaret etti. Vaktiyle Anayasa Mahkemesi tarafından tüm hukuksuz kararları iptal edilen ve bozulan yapıların yeniden cesaretlendirildiğini vurgulayan CHP Lideri, "Bu işi kim yapar? Bu işi o çocuk yapar" diyerek, geçmişte hukuku çiğneyen odakların bugün yeniden sahneye sürüldüğünü iddia etti.

26 temmuz tarihini işaret etti

"26 Temmuz tarihini geçirmeden kurultay yapmalıdır. Bu memlekette tek umudu seçim olan on milyonlarca kişi kabusu yaşar, ebediyen sandıktan uzaklaşır. Parti, son dönem butlana hazırlık için yapılanlara karşı bile her zaman birinci parti çıktı; tarihin en önemli noktalarından birinde, hem de bu demokrasi mücadelesi içinde...

Diğer yandan, 'yok halkı ayaklandırmaya çalışmak' deniyor. 255 miting yaptım ben. Hep savunduğum bir şeydi; yap bakalım mitingini, sessiz çoğunluk gelmeyip söylediğine kulak verip hak verecek. Bir kişinin burnu kanamadı, bir kişinin cüzdanı çalınmadı o kalabalıklarda.

Bugünkü durum için dün defalarca söyledik. Çağırdıkları kitleyi genel merkeze götürsünler, ben de grup yapmayayım, gideyim partiye. Bu parti hiçbirimize kalmayacak.

Birilerinin milletle girdiği savaşın kimse maşası olmasın. Acı çektik, çekiyoruz, çekeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Koşup kapıya gelenlere, bu grubu yaptıranlara, dimdik arkamızda duranlara bir teşekkürüm var. Manisa'ya gideceğim; sizin sevginizi, duanızı Ferdi kardeşime ileteceğim. Beni Ferdi'den, Manisa'dan koparamadılar çünkü arkamda dağ gibi siz vardınız. Hep beraber başaracağız."