Hüseyin Demir/Son Mühür Dünya Kupası’nda büyük heyecan başlıyor. A Milli Erkek Futbol Takımımız, 24 yıl aradan sonra turnuvaya katılıyor. Ay-yıldızlılarımız ilk maçında 14 Haziran’da Avustralya ile kozlarını paylaşacak. Tüm Türkiye’nin tek yürek, tek kalp ile izleyeceği maçların başlamasına sayılı günler kaldı. Dünyanın en büyük organizasyonu, 48 takımlı yeni formatıyla ABD, Kanada ve Meksika’nın 16 şehrinde düzenlenecek. Turnuva, 11 Haziran 2026’da Meksika’daki Azteca Stadyumu’nda start alıyor. Dünya Şampiyonası’nın ekonomik, kültürel ve sosyal etkilerini spor yazarı Alp Ulagay, Son Mühür’e açıkladı. Özel açıklamalarda bulunan Ulagay, bizim çocukların gruptan çıkması gerektiğini belirtirken devamlılığın ve istikrarın önemini vurguladı. Ulagay, biletlerin yüksek maliyetli olduğunu, taraftarların vize problemleri yaşadığını söyledi.

“ABD’nin vize boykotu taraftarları etkiliyor”
Amerika’nın belirli ülkelere vize boykotu uyguladığını ve bu durumun taraftarları olumsuz etkilediğini belirten spor yazarı Alp Ulagay, “Futbolun biraz merkezi Avrupa olduğunu söyleyebilirim. Diğer kıtalarda da çok popüler olsa da turnuva Avrupa'dan uzaklaştığı zaman taraftarlar açısından sorun olabiliyor. Güney Amerika'da futbolun çok derinine inen, kültürel kökenleri var. Kuzey Amerika'da, 1994 yılında ABD ev sahipliği yaptı. Yani tribünler doluyor tabi ama aynı taraftar coşkusunu, futbolu bilen kitleyi mesela görmek mümkün olmadı. Bu sefer durum biraz daha farklı olacak; aradan 32 sene geçti, Kuzey Amerika'daki futbol kültürü ve bilinci değişti. Diğer kıtalardan ABD'ye, Kanada'ya, Meksika'ya o kadar zor olmuyor. Çoğu ülke için vize problemi var. Amerika belli ülkelere vize boykotu uyguluyor. Bunun futbolculara, takım görevlilerine kadar yansıdığını son bir iki günde Irak ve İran gibi ülkelerde görüyoruz” diye konuştu.

“FIFA açıkgözlülük yaptı”
Amerika’daki organizasyonda taraftarlar için büyük maliyetler olduğunu, maç biletlerinin ikinci el satış platformlarında yer aldığını söyleyen Alp Ulagay, “ABD'deki maliyet sorunu var. Dünyanın en zengin ülkesi ve yaşam maliyeti ile etkinlik izleme maliyeti çok yüksek. Avrupalılar için bile pahalı bir ülke olarak biliniyor. Oraya seyahat etmek, konaklamak, yeme-içme vesaire hepsi pahalı. FIFA bir açıkgözlülük etti, açıkgözlülük yaptı ve maç biletlerini, güya küçük bir kısmını geniş kitleler için ucuz bilet çıkaracaklardı ama büyük kısmını biletlerin çok pahalı fiyattan satışa çıkardılar. Üstüne üstlük bir de ikinci el satış platformlarına attılar biletlerin bir kısmını” şeklinde konuştu.

“Biletler çok pahalı”
Dünya Şampiyonası’nda biletlerin çok yüksek fiyatlarda olduğunu belirten Alp Ulagay, “Bazı küçük ülkelerin, taraftarı olmayabilir, takımların maçlarında onların biletlerine talep az ama Latin Amerika ülkeleri, Avrupa ülkeleri, iddialı takımlar, ev sahibi ülkeler, bunların oynayacağı maçlara büyük talep var. Bir de çok yüksek bilet fiyatı ödemeniz lazım. Özellikle 80'lerde, 90'larda eski örneklere bakınca görüyoruz ki bilet fiyatları o zaman 20 dolar, 60 dolar, 80 dolar... Yani sıradan bir Dünya Kupası seyircisi için de makul rakamlardı” dedi.
“Dünya ekonomisine 80,1 milyar dolarlık katkı”
FIFA ve Dünya Turizm Örgütü’nün raporunu açıklayan Ulugay, “Geçen sene FIFA, Dünya Turizm Örgütü'yle beraber ortak bir rapor hazırladı. Bu rapora göre 2026 Dünya Kupası'nın dünya ekonomisine toplam 80,1 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Burada tabii bütün faktörleri göz önüne alarak; yani sadece turnuvanın kendisi, sportif harcamalar değil; işte turizm, bu Dünya Kupası sebebiyle yaratılan işler, inşa edilen tesisler, bunların çalışanları yani hepsini işin içine katarak yaptıkları bir hesaplama. Üç ülkenin ekonomisine de sanıyorum 41 milyar dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasıla katkısı olacak ve tüm dünyada da 825.000 iş yaratmış olacak. ABD şehirlerindeki otelciler rezervasyonlardan pek memnun değil” ifadelerini kullandı.

“Dünya Kupası’nda yapay zeka”
Bilgi iletişim teknolojisinin gelişimiyle birlikte Dünya Kupası’nda bilgi, veri toplamak için yapay zeka teknolojisinden faydalandıklarını belirten Ulagay,” Sporun içindeki ve çevresindeki teknoloji her anlamda çok gelişti. 40 yıl VAR teknolojisi yoktu. 2000'den bu yana büyük bir aşama kaydedildi. Sporcuların maçlarda kullandığı malzemeden, idmanlarda onları takip etmek için kullanılan teknoloji sistemlerine kadar... İngiltere milli takımı'yla ilgili örneklere bakıyorum; mesela maçlarda artık izin verilen bir sanıyorum bant takacaklar. İngiltere örneğinde, muhtemelen başka ülkelerde da vardır. Yani oyuncular artık idman dışında da, gece uyurken de bu bantları takıyorlar. Yani kupa boyunca neredeyse 7 gün 24 saat kontrol altındalar. Maçlardaki performansları zaten herhalde takip edilecek. Maç topu da müsabaka öncesi şarj edilecek ve herhalde topun maç boyunca aksiyonu dijital olarak takip edilecek. Buna dair muhtemelen maç içinde ve sonrasında birtakım istatistikler önümüze düşecek. Yani bir kısmı izleyiciler, yani basit futbol izleyicisi ve gazeteciler için olacak; bir kısmı da herhalde takımlara yönelik ve araştırmacılara yönelik bilimsel veriler verilecek” diye konuştu.

“Türkiye her kupaya katılmalı”
Milli takımımızın Dünya Kupaları’nda devamlılık ile istikrarlı bir şekilde her kupada yer alması gerektiğini, bizim çocukların gruptan çıkması gerektiğini belirten Alp Ulagay, “Türkiye'nin sadece üçüncü kez Dünya Kupası'na katılıyor olması aslında bir anlamda üzücü bir durum olduğunu söyleyebilirim. İşte tarihin en büyük başarısını elde ettiği kupadan bu yana bile 24 yıl geçti yani. Aradaki 2006, 2010, 2014, 2018, 2022... Beş kupayı kaçırdı Türkiye. Yani bir kere böyle bir devamlılık sorunu var. Mademki takım sayısı da 48 oldu, bundan sonra önümüzdeki mesela 20 yıl Türkiye hiçbir kupayı kaçırmamalı ve bunun temellerini de burada atmalı. Ay-yıldızlılarımız dünya sıralamasındaki yerine bakınca FIFA sıralamasında 22. sırada yer alıyor. Nate Silver, Amerikalı araştırmacı, Türkiye'yi daha yukarıda gösteriyor. Yani sanıyorum onun sıralamasına göre Avrupa ve Güney Amerika ülkeleri daha baskın. Kupadaki takımların yarısından kâğıt üzerinde daha iyi görünüyor Türkiye; yani kâğıt üzerinde gruptan çıkılmalı” şeklinde konuştu.

“Milli takımda santraforda ve savunmada sıkıntı var”
Ay-yıldızlılarda forvet hattında ve savunmada bazı eksiklerin olduğun söyleyen Ulagay, “Milli takımımızda biraz ciddi eksiklikler var. Doğru dürüst bir uluslararası santrfor olmadan Türkiye mesela bu turnuvaya gidiyor. Yani muhtemelen klasik bir santrforla oynamayacak. Savunmada sıkıntı var. Yani merkez savunma oyuncuları kötü değil elbette, iyi oyuncular ama performansları son yıllarda böyle kademe kademe aşağıya inen oyuncular. Yani işte Suudi Arabistan ligine gitmiş, biraz yaş almış, yedeklerden bazıları kendi takımında hiç oynamayan oyuncular... Yani kanat forvet, birkaç ofansif hücum oyuncusu hariç bence bir altın jenerasyon tanımı zaten hatalı” dedi.

“İspanya ve Brezilya favori”
Turnuvada ekol ve kültür olan İspanya ile Brezilya’nın favori olduğunu söyleyen Ulagay, “Bütün analizcilerin, vericilerin gözleri işte Avrupa'daki 4-5 büyük ülkeyle Brezilya, Arjantin üzerinde oluyor. İspanya son Avrupa şampiyonu zaten. İyi bir oyuncu grubu var. 20 yıldır onlar çok alıştıkları bir sistemde, ekolde oynuyor. İspanya'nın favori olarak finale kadar gideceğini düşünüyorum. Fransa'nın hayal kırıklığı yaratabilir. Sportif becerilerden çok burada saha dışı konular bence rol alacak. Mbappé'nin ben Fransa'yı içeriden bozacağını düşünüyorum; yani bir takım içi sorunlar çıkacak ve Fransa son dörde kalamadan daha aradan bir noktada elenecek. Güney Amerikalılar daha iyi sonuç alabilir. Mesela Brezilya belki çok süper bir Brezilya gibi gözükmüyor, yani eski 20 yıl önceğinin işte Ronaldinho, Rivaldo, Ronaldo'lu Brezilya'sı gibi değil ama beklenmedik şekilde çok ilerilere gidebilir.
“Japonya Afrika ülkeleri sürpriz yapabilir”
Bu favoriler dışında da mesela ilginç, Japonya ilginç bir şey yaratabilir. Burada Japonya'dan bir beklenmedik şekilde çeyrek final seviyesi bir sürpriz gelebilir. Afrika'dan belki, Senegal çok zor bir grupta ama Afrika'dan bir sürpriz gelebilir; belki Fildişi Sahili, Senegal” diye sözlerini sonlandırdı.





